GÜZEL GÜNLERİ MÜJDELEYEN SOSYAL MEDYA MESAJLARIMIZ

Salgın günlerinin boğucu, depresif atmosferinden çıkabilmek için kullandığımız en güçlü kaldıraçlardan birisi tarih. Tarih okumaları, hareketsizliğe mahkûm olduğumuz bu günlerde geleceğimizi planlayabilmemiz için başvurabileceğimiz en zengin kaynak. Hepimiz, hayatımıza getirilen yasakların şaşkınlığını ve çaresizliğini iliklerimize kadar hissediyoruz. Ayrıca bu günlerin etkilerinin, salgın sona erdikten sonra da bireysel ve toplumsal yaşantımızda kalıcı değişiklikler yaratacağının bilincindeyiz. Endişelerimiz derin, yarın bizi korkutuyor.

İşte tarihe tam da bu zaman ihtiyacımız var. Kolektif bilgi birikimimizin çok daha gerilerde olduğu dönemlerde yaşanan vebanın, influenzanın, daha yakın tarihlerdeki HIV ve ebolanın yıkıcı etkilerini kayıtlar bize gösteriyor. Üstelik 2020 yılında karşımıza çıkan COVID19 patojeni, tarihteki örnekleriyle karşılaştırıldığında daha düşük bir öldürme oranına sahip. Öte yandan insanlık, bütün geçmiş salgınları, kayıplar ne kadar büyük olursa olsun, geride bırakmayı başarmış. Bu salgının da böyle sonuçlanacağı belli. (COVID19, ölümcül canlılığını insan vücudunda uygun bir yere ulaşabilirse aktive edebiliyor. Fakat insan üzerindeki öldürücü gücü sınırlı. Ancak insanların mimarlığını yaptığı toplumsal düzen üzerindeki bozucu etkisi, akıl almayacak kadar büyük. Bu yanıyla COVID19 virüsünü, bir bilgisayar virüsü gibi görmek daha doğru. Hedefi işletim sistemini bozmak olan bilgisayar virüsünün toplumsal düzeni bozmaya evrilmiş versiyonu. Bu, başka bir yazı konusu.)

GÜNEŞ TOPLA BENİM İÇİN

Seheryeli çık dağlara
Güneş topla benim için
Haber ilet dört diyara
Güneş topla benim için

Umutların arasından
Kirpiklerin karasından
Döşte bıçak yarasından
Güneş topla benim için

Yazdan kıştan ilkbahardan
Mahpuslarda dört duvardan
Doludizgin sevdalardan
Güneş topla benim için

Seheryeli yar gözünden
Havadaki kuş izinden
Geceleyin gökyüzünden
Güneş topla benim için

Ülkü Tamer

Salgın etkisiyle alınan kısıtlama kararları uyarınca biz de BEPPE olarak faaliyetimizi, oturarak servise kapattık. Ama sokağa çıkma yasağı olmadığı sürece BEPPE’yi hep açık tutmaya karar verdik. Çevremizdeki komşu dükkanlar faaliyetlerini tümden durdurdukları için sokağa çıkan az sayıdaki Modalılara kahve vermeye başladık. Paket siparişi veren ya da gelip almak isteyen BEPPE severlerle beraberliğimize hiç ara vermedik. Yani BEPPE’nin kandili, hep yandı.

BİR İŞ VAR

Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?
Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?
Her zaman güzel mi bu kadar,
Bu eşya, bu pencere?
Değil,
Vallahi değil;
Bir iş var bu işin içinde.

Orhan Veli Kanık

Hepimizin gelecek güzel günleri hayal etmeğe ihtiyacımız var. Normal faaliyetimizi sürdüremediğimiz bu günlerde acaba nasıl mesajlar hem kendimize, hem BEPPE severlere iyi gelir diye düşündük. Bu beyin fırtınasından ortaya, kendimize yakıştırdığımız bir sosyal medya kampanyası çıktı. Dört mesajdan oluşan kampanya, dört ozanımızın dizelerini taşıyor. Bu dizelere eşlik eden illüstrasyonlarla, biraz uzakta da olsa, aydınlık geleceğin müjdesini vermeye çalıştık.

GÜN EKSİLMESİN PENCEREMDEN

Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

Ve gönül, Tanrısına der ki:
-Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden.

Cahit Sıtkı Tarancı

Yayın sırasını kurala bağlamamak koşuluyla Cahit Sıtkı Tarancı, Ülkü Tamer, Orhan Veli ve Cahit Külebi’nin yaşama sevinci veren dizeleriydi seçtiklerimiz. Ülkü Tamer “Güneş topla benim için” derken Cahit Sıtkı “Yeter ki gün eksilmesin penceremden” diyor, Orhan Veli “Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?” diye soruyor, Cahit Külebi de “Günü saati bilinmez” diye cevap veriyordu.

YEŞEREN OTLAR

Bir melek su taşıdı,
Biri serinlik taşıdı uzaktan
Biri yeşillik getirdi.
Yıldırım gibi ama sessiz
Çimenler sökün etti kara topraktan.

Sonra sen geldin dünya güzelim!
Yürüdün salına salına,
Bastığın yerde güller açtı,
Sarıldı ayaklarına.

Aşk da yeşeren otlara benzer,
Günü saati bilinmez.
Bakarım bir gün hepsi solmuş
Dünya güzelim gider gitmez.

Cahit Külebi

Dizeleri süsleyen illüstrasyonlarda, BEPPE’nin girişindeki Maestro Giuseppe heykelinin yansımalarına yer verdik. İki arkadaşımız, Ozan Acınık ve Serdar Tepekule, hepimize yarın için umut veren bu tasarımlara can verdiler. Emeklerine teşekkür ediyoruz. Çetin Altan’ın sıkça dediği gibi “enseyi karartmadan” yarınlar için umutlarımızı canlı tutmayı unutmayalım.